Bu coğrafyanın kültürüne aşina olmayanlar için Louis Vuitton’un sonbahar-kış sezonu defilesi çok bir şey ifade etmeyebilir.

Modadan az çok anlayan birisi, abartılı formların ve farklı kesimlerin baskın olduğunu, 80′lerden ilham alındığını, ‘harem pants’ denen şalvar kesimli pantolonların ön planda olduğunu söyleyebilir.

LV039

Modellerin kafalarındaki ‘uzun şapkalar’, rahatlıkla ‘konik fes’ olarak adlandırılabilir.

Kesimler ve detaylarda ‘minimal’ esintiler hissedilebilir.

ŞAPKA DEĞİL, SİKKE

Aynı koleksiyona, ‘Mevlana’nın torunları’ olarak yeniden bakmanızı istiyoruz şimdi. Ne görüyorsunuz?

Modellerin başlarındakiler, uzun ve tuhaf şapkalar mı hâlâ? Yoksa semazenlerin taktığı ve mezar taşlarını ifade eden sikkeleri mi andırıyorlar?

dervish2

Etekler, Mevlevilik’te kefeni temsil eden beyaz ‘tennure’lerin eteklerini anımsatmıyor mu size de?

LV002

Pantolonlarda, birkaç sezondur moda olduğu için mi, yoksa Anadolu’dan etkilenildiği için mi şalvar kesimi tercih edilmiş?

Moda bloglarında koleksiyonun Grace Jones, Claude Montana ve Frank Gehry izleri taşıdığı söyleniyor.

Marc Jacobs ise, özellikle kesimlere yoğunlaştığını, bu koleksiyonunun ‘heykelsi’ olduğunu ifade ediyor.

Oysa resmen açıklanmasa da koleksiyon gerçekten Anadolu izleri ve özellikle de semazen etkileri taşıyor.

Sağlam kaynaklardan gelen bilgiye göre Marc Jacobs sonbahar-kış koleksiyonunu tasarlamadan önce gizlice Türkiye’ye gelmiş ve ‘coolhunting’ yapmış. Ardından da tasarım ekibi onu izlemiş.

Kapalıçarşı ziyaretinin izlerini, büyük ve iddialı takılarda rahatlıkla görebiliyoruz zaten.

038

‘Lipstick’ isimli ayakkabının arkasındaki lale formu da büyük ihtimalle İstanbul’dan yadigâr.

028

Şalvar kesimli pantolonları sokak aralarında da görmüş olabilir.

Ama Anadolu’ya, özellikle de Mevlevilik esintileri taşıyan bu koleksiyon nedeniyle Konya’ya da kısa bir seyahat yapmış olmaları olası.

LV045

Louis Vuitton’un etekleri, gerçekten de ‘swirling dervishes’ diye bilinen semazenlerin tennurelerinin aynısı.

LV025

Modeller podyumda yürüdükçe, sema ayini sırasındaki dönüşlerini andıran görüntüler çıkıyor etek uçlarında.

LV024

Başlardaki ‘konik fes’lerin sikke olduğu aşikâr. Onların bile döne döne göğe doğru yükseldiğini görüyoruz.

HER ŞEY DÖNÜYOR

Diğer belirgin aksesuarın bir bölümü yüzü kapıyor.

Bir tarafı yere, diğer tarafı ise aynı semazenlerin dönüşlerindeki gibi, göğe bakıyor.

LV005

Yakalar, küpeler ve hatta broşlar da döndükçe dönüyor.

046
041

Diğer yandan Louis Vuitton’un cepkenleri bile semazenlerin hırkalarını andırıyor.

Daha da ileri giderek sufi kelimesinin ‘suf’ yani ‘yün’den türediğini düşünürsek, koleksiyonda kullanılan kıyafetlerin yünlü olmaları da manidar diyebiliriz!

Dervishp

Peki Marc Jacobs’ın mütevazı bir hayat yaşayan ve maddiyattan çok maneviyata önem veren sufileri koleksiyonuna örnek alması, dünyanın bugünlerde yaşadığı ekonomik problemlere de bir gönderme olabilir mi acaba?

Logoların az görünürlüğü de mi sufizm etkisinden?

Bu arada Louis Vuitton koleksiyonundaki çantalarda da bir değişiklik göze çarpıyor.

Klasikleşen monogram modeller dışındaki çantalarda, logolar ve Louis Vuitton yazılar eskisi kadar göze çarpmıyor.

012

Bunun nedeni de sufizm etkisi olabilir mi acaba?

009

‘Maddi değerlerden çok manevi değerlere bağlılık’ anlayışı, nefsin disiplin altına alınması ilkesi, logoların geri plana itilmesine, çantalarla aynı renkte ve belli belirsiz kullanılmalarına neden olmuş olabilir mi?

004

1 Eyl 2008 | 17:36.
Kategoriler: Moda, Popüler Kültür, Şehir.

Yorum Yok, Yorum yaz veya Ping yolla

“Louis Vuitton’da semazen etkileri” adlı yazıya cevap verin.