Murat Erdör bir trend göndermiş. Şöyle diyor:
“Küresel ısınma sonrası Türkiye’de de şirketler “green marketing” yapmaya başladılar.
Ürettikleri ürünlerin çevreye duyarlı olduğunu artık daha fazla belirtmeye, kullandıkları paketlerin geri dönüşümlü olduklarının altını daha fzla çizmeye ve çevreye karşı saygılı olduklarını reklamlarda da belirtmeye başladılar.
NTV’de çevre ile ilgili haftada 1 güzel bir program var.
Hatta İş Bankası da çevre fonu kurarak finans piyasasında bir ilki başlattı.”
Çevrecilik, artık hiçbir sektörün göz ardı edemediği bir trend.
Aslına bakarsanız Türkiye bu rüzgarı geç bile yakaladı.
Al Gore’u dinlemeye 4×4′leriyle gidenleri hatırlatırım!
Yine de hiç olmamasından iyidir.
Tabii burada çok önemli bir nokta var.
‘Yeşil’ yani çevreye duyarlı olduğunuzu iddia ettiğinizde, çok büyük sorumluluklar da alıyorsunuz.
Mesela çöplerinizi ‘recycle’ etmekle övünürken cipinizden inmiyorsanız, ‘çakma çevreci’ derler adama…
Enerji (su, elektrik) tasarrufundan çöp geri dönüşümüne, uçakla seyahat sıklığınızdan şehir içinde tercih ettiğiniz ulaşım araçlarına, kullandığınız markalara kadar geçerli bu.
Kürk, deri tabii ki giyilmemeli; ekosisteme zarar verilmemeli.
Ha buna balıkları beslemek de dahil mesela!
Az kırmızı et tüketilmeli!
NTV örneğini ele alalım…
Binanın ışıkları gece söndürülüyor mu mesela?
Kağıt tüketimleri azaldı mı? Geri dönüşümlü kağıt mı tercih ediyorlar?
Ampülleri Osram mı?
Çalışanlar öğlen yemeklerinde organik mi yiyor?
Ulaştırma araçları tek kişiye mi hizmet ediyor? Kullandıkları otomobiller ne yakıyor? Hibrid’e geçtiler mi?
Değilse de, olacak elbet, öyle inanıyorum.
Çünkü arası, deresi olmuyor.
Diğer yandan ‘öyle yeşilse, böyle değil!’ meselelerine kafayı çok takınca da ‘eco snob’ olup çıkıyorsunuz.
Orta yolu ben de bulamadım.
Bulan varsa beri gelsin!
Bu arada bu ‘en bir makro trend’le ilgili dünyada neler oluyor, neler yapılıyor takip etmek için gözünüz de Treehugger‘da olsun.


1 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
muzo
Quote:
“ben de ntv izliyorum ve bilinçten öleceğim.
kyoto’yu imzalayarak anadolu sanayisine de Fatiha okuttuk çok şükür…
çevre bilinci vs. elitlerden halka yayılması için sınıf temelli toplum, bölüşüm temelli siyaset, işçi sınıfı falan lazım galiba…
anadolu’da çevre deyince muhit anlıyor ahali…”
Ural A.
9 Eyl 2008 | 23:15
“Yeşilmişik…” adlı yazıya cevap verin.