İstanbul’un fırtınasından bugün biz de nasibimizi aldık.

Melis’le (Danişmend) bindiğimiz taksi, tam Elmadağ’dan geçerken kafamızın üzerine bir şeyler ‘düşmeye’ başladı.
Hiç bitmeyecekmiş gibiydi; “Tamam artık; bir ağaç gelip taksiye toslayacak” derken durdu neyse ki!

İndiğimizde, kafamıza düşen şeylerin, bir binadan taksinin tepesine dökülen tuğlalar olduğunu anladık.
Arka cam patlamış, üzerimiz başımız cam kırıkları içinde kalmıştı.
Bizim gibi fırtına ve tuğla mağduru başka arabalar da vardı.
Taksiden inip yürümeye başladık.

Ama öyle bir travma yaşamış, öyle terörize olmuştuk ki, apartmanlardan olabildiğince uzak durduk bir süre.
Sonra yeniden gürültüler koptu.
Ağaçlar sallanıyor, dallar yerlerde geziniyor, bir şeyler uçuyor, ağaç dallarına takılıyordu.
Melis kendini Cihangir’e attı, ben ofise.

Sonra diğer korkunç haberler gelmeye başladı:

firtina1

Bir camiinin minaresi devrilmiş;
Esentepe’de bir çatı, bir taksinin üzerine uçmuş;

firtina2

Zincirlikuyu’daki kulelerin birkaç katının birden camları patlamış…

Sonra da Gümüşsuyu’nda devrilen ağacın altında kalan bu kızı gördüm:

Umarım sağlığı yerindedir…

Bizim de verilmiş sadakamız varmış hakikaten.
Hepimize geçmiş olsun.
Umarım yaralı sayısı daha da artmaz…

firtina3
Fotoğraflar: Milliyet.com.tr ve DHA

Siz siz olun; eski binaların yanından yürümeyin.
En azından bugün!

Paylaş:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Live
  • email
  • Mixx
  • Technorati
  • Reddit
  • Furl
  • Ma.gnolia
  • TwitThis
26 Eyl 2008 | 17:03.
Kategoriler: Şehir.

Yorum Yok, Yorum yaz veya Ping yolla

“Ne gündü ama!” adlı yazıya cevap verin.