Duyduk duymadık demeyin;
‘Borat strikes again!’
Evet, Sacha Baron Cohen geri döndü.
Hem de en sevdiğim tiplemesi, Bruno’yla.
Cohen’in önümüzdeki aylarda vizyona girecek filminin başrol oyuncusu bu kez Kazak Borat değil, Avusturyalı gay moda muhabiri Bruno.
(Kendisini daha yakından tanımak için Melis Alphan’ın yazısını buradan okuyabilirsiniz)
Bruno’nun ABD’yi karıştırdığı haberlerini alıyorduk birkaç aydır zaten.
Özellikle Arkansas’ta dövüş ve 1 dolara bira umarken, birbirlerinin kıyafetlerini yırtan ve öpüşen erkekler bulan sinirli kalabalığın hikayesine çok güldüm.
Cohen’in tarzını çok seviyorum; gericileri; homofobikleri ve ırkçıları safça veya kimi zaman da kendilerinden biriymiş gibi davranıp; kendi silahlarıyla vurmasını… İpliklerini pazara çıkarmasını…
Bruno’su da aynı şeyi, moda sektörü içinde yapıyor işte.
Sözüm meclisten dışarı; mankenlerin cehaletini ve gerizekalılığa varan saflıklarını; tasarımcıların dünyadan bihaber olma hallerini, kendi koleksiyonlarından bahsederken bile sarf edebildikleri tutarsız cümleleri, moda çevrelerindeki ‘yapay’lık ve ‘pretentious’lıktan artık acınacak hale gelmiş tipleri nasıl meydana çıkarıyor, dalgasını nasıl güzel geçiyor, bizi de ‘güldürürken düşündürüyor’…
Neyse efendim.. Can’ımız Bruno’muz Milano Moda Haftası’nda yeniden peydah oldu.
Iceberg, Mariella Burani ve Roberto Musso’nun backstage’lerine girmeyi başarmış bir kere!
Gelen habelrele göre Iceberg şovu öncesinde bir model agent’ıyla röportaj yaparken bir anda kendini yerden yere atıp kıyafetlerini parçalamaya, askıları devirmeye başlamış.
Güvenlik de gelip icabına bakmış tabii.
İtalyan Moda Konseyi meseleye hemen uyanmış ve bütün tasarımcılara uyarı mesajı göndermiş.
Bunun üzerine Bruno’yu ertesi günkü Dsquared2 şovuna sokmamışlar.
Versace’ye de girememiş ne yazık ki!
Agatha Ruiz De La Prada ise o kadar şanslı değilmiş. Belli ki mesaj yerine ulaşmamış:
Agatha Ruiz de la Prada’nın podyumunda (evet, oraya kadar ulaşmış!) tuhaf kıyafetler içinde; pelerinli bir Bruno görüyorsunuz.
Gülen bir güvenlik görevlisi pelerininden falan çekmeye çalışıyor ama nafile!
Bu arada ne bulduysa üzerine geçirdiğinin farkında mısınız?
‘Layering’ yapmış olsa gerek! Ya çizmeler?!
Hemen ışıklar söndürülüyor, Bruno apar topar indirilip polis arabasına bindiriliyor.
Agatha yatıp kalkıp bu olay için Cohen’e dua etmeli bence!
Videosunu da mutlaka izleyin; burada…
Bu arada, Bruno’dak tarz değişikliğini fark ettiniz mi?
Eski Bruno:
Yeni Bruno:
Amaaaaa, hikayemiz burada da bitmiyor.
Come Paris Fashion Week;
“Bruno: Delicious Journeys Through America for the Purpose of Making Heterosexual Male” adlı filmin çekimleri, moda haftası münasebetiyle bu kez Paris’e taşınıyor.
Bu sefer Stella McCartney şovundayız.
Bruno, bütün haşmetiyle ikinci sıraya(!) kurulmuş.
Bazı kıyafetleri çok beğeniyor, çılgınca alkışlıyor, abartılı tepkiler veriyor.
Bazılarını ise onaylamıyor.
Derken öne doğru eğiliyor ve kırmızı g-string’i meydana çıkıyor.
Önünde oturanları itiyor, el çırpıyor, bir ara cebinden bir tampon (!) çıkartıyor ve emiyor.
Denen o ki, Bruno’yu defileye Stella McCartney davet etmiş.
Kuvvele muhtemel.
Bir; iki İngilizin tanışıyor olmaları ihtimali yüksek.
iki; Stella’nın ikinci sırasına hiç tanınmayan bir muhabir olarak oturmak zor.
üç; tüm taşkınlığına rağmen dışarı atılmıyor.
ve son olarak McCarntey’ye Bruno’yu gördünüz mü diye soruyorlar, önce gülümsüyor sonra da şöyle cevap veriyor: “Bruno mu? Hiçbir fikrim yoktu!”
Stella’ya sevgim bir kat daha arttı.
Modayı ve kendisini ciddiye almayan, şovunu hayli çalacağını bilmesine rağmen Bruno’yu geri çevirmeyen, hatta muhtemelen defilesine bizzat davet eden bir tasarımcı.
Modanın en tepelerinde ama modayla dalgasını geçebilen biri.
Helal olsun valla!










1 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
vicky
merakla bekliyorum filmi. bu artık rol yapmanında dışına çıkan bir hazırlık. sıradışı ve ilginç olmasının yanısıra cesaretde isteyen son derece hoş bir fikir.
4 Eki 2008 | 09:57
“Bruno Moda Haftası” adlı yazıya cevap verin.