Çok az bir süre geçmesine rağmen zaman, Morgan’ı haklı çıkardı.
Görücü usulü evlilik hızla yayılıyor.
Hatta geçtiğimiz günlerde İnglitere’de, görücü usulü evlilikleri yücelten bir kitap bile çıktı.
Diğer yandan ailenin öneminin artması da, yeni ekonomik göstergeler doğrultusunda Batı’da yaşanması beklenen bir trend.
Kültürel etkiler sadece hayat tarzları ve sosyal değişimlerle sınırlı değil.
Birkaç yıl önce ortaya çıkan ve tüm dünyanın ortak moda diline dönüşen kefiyeler, direkt bu coğrafyadan ithal edilmişti.
Doğu merkezli yeni trend ise, şalvar kesimli pantolonlar.
Ünlü trend tahmincisi Li Edelkoort da bir süredir önemli bir değişimin altını çiziyor.
Edelkoort, “Tasarım ve mimaride de görülecek,” dediği örtünme, saklanma isteğinin en çok giyim-kuşamda etkili olacağını iddia ediyor:
“Vücudumuzu daha az göstermek isteyeceğiz.
Gizli olan ‘cool’ olacak. ‘Fundamentalista’ ile ‘fashionista’ arasında fark kalmayacak.”
(Fast Company, Eylül 2008)
Batılılar ve özellikle de kreatif nüfus, 11 Eylül sonrasında oluşan ‘İslamofobi’lerinden arnıdıkça burkaları gizemli ve estetik bulmaya başladılar.
Bunu Fransız Liberation’da yayınlanan moda çekimlerinden tutun da (Melis Alphan’ın konuyla ilgili yazısı burada)
Martin Margiela ve Junya Watanabe gibi tasarımcıların podyumlarında bile görebiliyoruz.
Sezon defilelerindeki Arap esintisi sadece İslami öğelerle sınırlı değil, ‘çöl kıyafetleri’ de çok var.
Mimari denince akla ilk olarak Iraklı Zaha Hadid geliyor artık.
Nadim Karam’ı da unutmamak gerek.
İranlı tasarımcı Khodi Feiz de adından çok söz ettiriyor.
Ortadoğu ve İran sanatının yükselişi ise hem Monocle dergisi, hem de Trendhunter tarafından aylardır bas bas bağırılan bir konu.
Milliyet’ten İpek Yezdani de yazmış.
Özellikle İranlı Ferhad Moshiri’nin çalışmasının 1 milyon dolara,
Huma Mulji‘nin işinin de ünlü koleksiyoner Charles Saatchi’ye satılması,
‘İran sanatı’na gönül veren koleksiyonerleri daha da heyecanlandırdı.
Gerçek patlama ise Ortadoğu Modern Sanat Müzesi açıldığında yaşanacak.
Bu arada Batılıların yeni takıntısının Arap tipografisi olduğunu da belirteyim.
NOBU VE 15 AÇILIYOR
Sosyal yaşama gelince…
Ünlü şef Gordon Ramsay’den sonra, ‘çıplak şef’ Jamie Oliver da yeni restoranı için ilk destinasyonunu Dubai olarak belirledi. Bir diğer komşuları ise Nobu olacak.
Dubai’nin gece hayatı meşhur zaten; kulüp ve DJ kültürü hızla oluşuyor.
İranlı Iron Maiden fanatikleri bir yanda,
Dubaili gotikler diğer yanda, ‘razz’ adı verilen yeni bir janr da çıkmış.
Rock, Arap ezgileri ile caz karışımı olan ‘razz’ popülerleşiyor.
Geçen yıl yayına başlayan MTV Arabia’nın, müzik patlamasında payı olmalı.
Mark Levine’in Heavy Metal İslam: Rock, Başkaldırı ve İslam’ın Ruhu İçin Savaş adlı kitabı, Ortadoğu’daki alt kültürlerini daha yakından tanımak için iyi ve çok şaşırtıcı, yeni bir rehber.
Tom Ford, Arap erkeklerine özel dişdaşalar tasarlıyor;
Tyler Brüle danışmanlığında Arap dergileri hazırlanıyor.
Barney’s artık Ortadoğu’nun malı, biliyorsunuz.
“Sırada Lanvin var,” deniyor.
Petrol fiyatları düşmeye devam etmez de Ortadoğu’nun ekonomik zenginliği sürer, bu kıpırtıların da arkası gelirse, ‘Arap rönesansı yakındır,’ demek yanlış olmaz

























2 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
alistair
Harika bir yazı olmuş, ellerinize sağlık.
Fars ve Arap kültürü dünya kültürünün en köklü ve zengin parçalarından ikisi. Sadece modada değil sanatın diğer tüm dallarında da eninde sonunda kendini ifade edecek bir dil yakalayacaktır.
11 Kas 2008 | 01:04
“Güneş ‘Ortadoğu’dan mı yükseliyor?” adlı yazıya cevap verin.