Hava çok soğuk..
Birkaç gün önce kar yağmış; arabaların üzerinde hala biraz var.
Çok yer görmedik henüz ama sokaklar pek kalabalık değil gibi; havaalanından şehre varmamız hayli kısa sürüyor.
Hep çok işlek olan King’s Road terk edilmiş gibi.
Aşırı soğuktan mı, ‘kriz’den mi bilemiyorum..
Sokak modası adına bir şey söylemek için henüz erken.
Aşırı soğuğa sadece Ugg’lar ve kalın örgülü atkılar dur diyebiliyor.
Kıyafet satan mağazalar sinek avlıyor; diğerlerinde alışveriş yapanlar var.
Kafelerde oturanlar sadece kahve içiyor; yanında bir şey atıştıran yok gibi..
Kitapçılar, ne olup bittiğini anlamak, havayı koklamak için çok doğru adresler.
Bestseller’lara bakarak içinde bulunduğumuz durumu kestirebileceğimizi söylememe gerek yok herhalde..
Hele ki İnglitere gibi, metro kültürünün de etkisiyle çok okunan bir yerde..
King’s Road’daki Waterstones kitapçısının içi biraz değişmiş.
Aşağı kata indiğinizde kocaman bir ‘humor’ bölümü karşılıyor bizi.
‘Komedi’ye ayrılan bölüm bayağı büyümüş.
Keza, ‘hobi’ kitapları da öyle.
Evet bahçe işleri burada yıllardır çok popüler ama yan yana bu kadar ‘gardening’ standı daha önce de var mıydı, emin değilim..
Bir de ‘kriz’ bölümü eklenmiş..
Soros’tan Greenspan’e ekonomi, trend öngörüsü kitapları, dizi dizi..
Birçok mağaza ‘mid season’ indirimine girmiş.
Restoranlar ise hala kalabalık.
En azından yeni açılan Nobu, öyle…




1 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
Ozgur Alaz
Bende kanyon’da hemen herkesde ugg’lardan (ismini yeni ogrendim) goruyorum
31 Eki 2008 | 20:36
“Londra günlüğü – I” adlı yazıya cevap verin.