York düşesi Sarah Ferguson ile kızı Eugenie’in Zeytinburnu’ndaki yurtta karşılaştıkları görüntülerin hiçbir özrü olamaz.
Yılda bir Türk medyasının da ortaya çıkardığı içler acısı tablo, değişmek bilmiyor ne yazık ki.

Ali Babacan’la İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband’in görüşmesinde de konu bu yurtlara ve Ferguson’un yaptığı çekime geldi.
Babacan, gizli kamera çekimine tepki göstererek “Onların elinde olmayan özürlü yaşamlarını, izinlerini almadan ifşa etti. Bu insan haklarına aykırı bir tutum” diyor.
Miliband de ‘çocukların, yakınlarının veya bakımlarından sorumlu kişilerin izni olmadan yaşamlarını ifşa edilmesine kendilerinin de karşı olduğunu’ söylüyor ve çok önemli bir noktanın altını çiziyor:
“Bu konuda tüm dünyada olduğu gibi İngiltere’de de belirli kurallar var”.

Miliband’in bahsettiği ‘yazılı’ kuralların dışında, İngiliz toplumunda bir de ‘social contract’ var.
Öyle ki değil hasta, engeli vs., sokaktaki ‘sağlıklı’ çocuğun fotoğrafını çekmeniz bile hoş karşılanmıyor.

cocuk1

Londra’daki ‘coolhunting’ kursu sırasında hocamız bizi çocuklarla konuşmamamız, resimlerini çekmememiz konusunda uyarmış. Ama ben dikkat etmemişim bu uyarıya, duymamışım..

Bir gün Old Street civarlarında yürürken bir grup ilkokul öğrencisiyle karşılaştık.
Çok tatlı görünüyorlardı, bir iki kare fotoğraf çekmek istedim.
Çocukların yüzü bir anda asıldı.
Aralarında “Kim bu, neden resmimizi çekiyor?” diye konuşmaya başladılar.

cocuk4

Ve tam o sırada avaz avaz bağıran bir kadın koşarak yanıma geldi:

“Böyle bir şey yapmaya hakkınız yok! Çocukların fotoğraflarını çekemezsiniz!”
Öğretmenleriymiş.

“Neden ki?” falan gibi bir şeyler gevelerken hocamız David beni yanına çekip İngilitere’de ciddi bir pedofili geçmişi olduğunu, bu yüzden de ‘yanlış anlaşılmasın diye!’ kimsenin çocuklarla konuşmadığını, ve tabii ki fotoğraflarını da çekmediğini anlattı.

cocuk2

Bizimki gibi çocuk manyağı, önüne geleni öpen, seven bir kültürden sonra, ‘pedofili önlemi’ adına çocukların çevresine savunma kalkanı örülmesini anlamak güç.

cocuk3

Tabii ki bir ‘bildikleri’ vardır.
Ama bu ‘bilinen’den mutlaka Sarah Ferguson da haberdardır!

Ve kendi ülkesinde, kendi evinin önünde oynayan çocuklara bile yaklaşması ‘yakışıksız’ bulunurken Romanya’da, Türkiye’de engelli çocukları; bir de gizli kamerayla görüntülemesi, kanımca iki yüzlülük.

Bu post’ta gördüğünüz fotoğraflar da, o gün Old Street’te çektiğim ama öğretmenlerin tepkisi yüzünden blog’a koymanın yanlış olacağını düşündüğüm kareler.

Artık ben de yayınlayabilirim demek ki…

9 Kas 2008 | 13:03.
Kategoriler: Lifestyle.

2 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla

  1. alistair

    Olaya neden onların ve bizim çocuklar diye yaklaşıldığını anlayabilmiş değilim, çocuk, çocuktur. Ama başlıkta bu soru sorulduğu için net olarak görülen cevabı vereyim:
    Onların ki öğretmenleri tarafından özenle korunan çocuklar, bizimki bırakın başkasına karşı korunmak bizzat görevliler tarafından ihmal edilen, bağlanılan, dövülen ve taciz edilen çocuklar.
    Haberi kim, ne şekilde çıkarmış olursa olsun, başka amaçlar da taşıyor olsa bu çocukların yaşadıkları gerçekten daha önemli değildir kanımca.

  2. aylin

    Postta da farklı birsey yazmiyor dikkat ederseniz, “York düşesi Sarah Ferguson ile kızı Eugenie’in Zeytinburnu’ndaki yurtta karşılaştıkları görüntülerin hiçbir özrü olamaz.”

    Ama yine de Sarah Ferguson’un gazeteci olmamasi (veya Turkiye’de bile yasamiyor olmasi), peruk, kılık değiştirme, gizli kameralar, “baskin”in tarzi beni dusunduruyor…

“Onlarınki ‘çocuk’ da, bizimkiler ne?” adlı yazıya cevap verin.