Hava çok iç açıcı değil.
Bulutlar bir gidiyor, bir geliyor.
İlk günümüzü tipik Amerikan boş zaman aktivitesini yaparak, yakındaki alışveriş merkezini gezerek geçiriyoruz.
Aventura adlı ‘mall’ hayli sakin.
‘Credit crunch’ın etkisi azımsanamaz.
Diğer yandan Noel yaklaştığı için her yer indirime girmiş.
Ama henüz bizdeki gibi ‘yerlerde’ indirimler yok burada.
Daha çok ‘yerseniz’ indirimi var: ‘Seçili ürünlerde yüzde 30′a varan…”
O seçili ürünlerin de geçen sezondan kalma olduklarını veya en azından öyle göründüklerini söylememe gerek yok herhalde!

Aventura’dan bir ayakkabıcı vitrini. Ayakkabılar mağazaya doğru bakıyor. Beğendiğiniz bir şeyi yakından görmek için içeri girmeniz şart!
Yemeklerimiz masaya geldiğinde, ister istemez düşünüyorum:
Dünyanın en çok tüketen ülkesi olarak birkaç yıldır tüketiminizi azaltmaya çalışıyor, ‘green living’in neferliğini yapıyorsunuz.
Plastik torbalarla falan uğraşırken bir yandan da dev porsiyonlarınızı ve böylece de yemek tüketiminizi azaltsanız, hem daha uzun yaşar, hem de gereksiz israftar kurtulmaz mıydınız?
Mesela?
Crate&Barrell’daki hakim renkler kırmızı, yeşil ve dore.
Çam ağacı süslerindeki yeni trend ise, keçe ve yün; haberiniz olsun!
Hava harika değil dedim ama, herkes tişört ve flip flop falan giyiyor hala.
Miami gibi iklimi olan bir yerde Christmas ve yılbaşı havasına girmek kolay olmasa gerek.
Pamuk yığınlarıyla yapılan dekorasyonlar çok salaş duruyor.
Çam ağacının yanından geçen şortlu insanları görünce, arka plandaki “We wish you a merry christmas” melodleri de haliyle anlamsız geliyor.
Apple Store, yine en kalabalık mağazalardan biri.
Alışveriş merkezine hakim olan genel tema ise, barış! (Modadaki kısmi etkisini daha önce yazmıştım)
Neredeyse bütün mağazaların hem vitrinlerinde, hem de içeride peace işaretini görmek mümkün.
Lucky Brand’deki kasiyer bu barış sembolleri ve yazılarının Obama efekti etkili olabileceğini doğrulasa da, Urban Outfitters’da işin ‘olası’ aslı meydana çıkıyor:
90′ların retro olduğuna inanamıyorum demiştim. İçim bir kez daha acıyor:
Veya biraz Dirty Dancing nostaljisi verelim…
Bu arada Obama tişörtleri tükenmiş.
“Ama” diyor satış görevlisi, beni başka bir standın önüne götürerek, “Çok güzel bira bardakları var. Veya isterseniz kupalar…”
Biz bir Obama oyuncağı alıp çıkıyoruz mağazadan,
“An action figure we can belive in” yazıyor kutusunda.
Alışverişimiz için bir de CD hediye ediyorlar;
‘Free’ trendi, Urban’ı da etkisi altına almış.
Giyim kuşama gelecek olursak…
Bütün mağazalar payet, pul ve kuş tüylü kıyafetlerle dolu.
Drape ve fırfır patlaması da iddialı.
Yarın: Design Miami


















1 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
Tamer Sahinbas
cok sekersin, yazdıkların da oyle..
8 Ara 2008 | 11:31
“Miami günlüğü-I” adlı yazıya cevap verin.