Sokak modası trendlerini yaratmada en başarılı şehirlerden biri, Londra.
Konumu sayesinde bu trendleri dünyaya ihraç etmekte de üzerine yok. Kışa girdiğimiz şu günlerde ise sokaklara koyu renkler hakim.
Gençlerin farklı ve yaratıcı kıyafetlerini kalın paltolar altından seçmek zor.
Bere, atkı, çanta gibi aksesuarlarla birbirlerinden farklılaşıyorlar.
Ve tabii bir de ayakkabılarıyla.
LOAFER’LARINIZI ÇIKARIN
Sivri burunlu Oxford modeller çok moda.
Özellikle metalik renkler tercih sebebi.
Karda kışta bile stilinden ödün vermek istemeyenler, dore Oxford’lardan şaşmıyor.
Ünlü mağazalardaki stoklarından görebildiğim kadarıyla loafer’lar da sokak modasına hızlı bir giriş yapmaya hazırlanıyor.
1990′lardan kalma George Hogg’larınız hâlâ sağlamsa, bir cila sürmenizde fayda var derim.
Çok yürünen bu şehirde, babetlerin saltanatının hiç bitmeyeceğini tahmin ediyorum.
Tek rakipleri Mary-Jane’ler.
Onların da şimdilik topukluları daha gözde.
Paris sokaklarında popülaritesine şahit olduğumuz motorcu botları burada da pek tutmuş.
Motorcu modeli olmasa da botların üzerinde en az bir tane toka bulunması şart.
625 pound’luk fiyatına rağmen ‘arzu nesnesi’ ise, Chloe’nin hem tokalı, hem de bol zımbalı botları.
Kış mevsimi Ugg’ları da şart koşuyor tabii.
Ama moda kurbanlarının yılmaz saldırıları sonucunda Ugg’lar da sahte pazarına düşmekten kurtulamamış.
Her köşe başında 5-10 pound’a satılan Ugg benzeri botlar görebiliyorsunuz.
Çantalar çok çeşitli. Yine de vintage görünümlü; floral desenli çantalar ile kuş tüyü portföylere ilgi yoğun.
‘Duffle bag’ denilen spor çantalar, şık kıyafetleri tamamlamak için bile kullanılıyor.
Ayakkabılarda olduğu gibi, onlarda da metalik renkler makbul.
Çoraplar, sezonun ‘it’ aksesuarları olmaya devam ediyor.
Her renk ve desene rastlamak mümkün. Bu kadar çok çeşit arasında farklılaşmak isteyenler ise ya dizaltı neon spor çoraplara ya da iki bacağı farklı renkli olan külotlu çoraplara yöneliyor.
‘KIRO MODASI’ GELİYOR
Takılara gelince… Aşırı büyük kolyeler çok moda.
Tek tük görünen turkuvaz takıların yaza doğru popülerleşeceğini söyleyebilirim.
Altın saat merakı, Swatch’un Villains koleksiyonu ve Casio’larla tavan yapmış.
American Apparel ise ‘kıro modası’nın neferliğini yapmakta kararlı.
Milano’daki Esse- Pi’nin 1970 ve 80′lerde ürettiği altın zincirlerin lisansını almışlar.
Çok yakında bağrı açık, kalın altın zincirlerle gezen gençler görmeye başlarsanız, şaşırmayın.
Takılardaki Mickey Mouse temasını da atlamamak lazım.
Giyimde ise, grunge ve punk temaları hakim.
Erkekler kıyafetlerini mutlaka ekose gömleklerle tamamlıyor.
Kadınlar lateks tayt üzerine asimetrik uzun tünikler, üzerine de militer ceketler giyiyor.
Taytların yine metalik renkleri revaçta.
Bir de yine gelecek sezonlar moda olacak, Afrika desenlileri.













3 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
ece
tekrar george hogg giymek:))) aman allahım…. altın zincirlere ise iki kere aman allahım… loaferlar için de fikrim o.
ama mickey mouse evet!!! oysho’da inanılmaz mickey-minnie’li şeyler var bu sezon; kesinlikle edinmeli. ayrıca tribute to mickey mouse kabilinden pullu bir chloe elbisesi gördüm ki o da harikaydı.
grunge ve de motorcu modeli botlar bence en hoşları. bizi bilgilendirdiğin için sağol…
25 Ara 2008 | 08:28
selin
yaprak, moda konusunda asla uzman değilim ama modanın durup durup aynı şeyleri sunduğu konusunda kati bir fikir ediniyorum iyice
o binici botları, afrika desenleri ve uzuuunn zincirler iyi ki 80′lerde çocukmuşum derken 2000lerde 80′leri yine karşımıza çıkartıyor. Afrika desenlerini okuyunca Cosby show’un genç moda meraklısı kızı Denise’in giydiği o karışık desenli bol bol kazaklar canlandı gözümün önünde. Amannnn Tanrım. ama ‘grunge rocks’ diyorum son olarak
25 Ara 2008 | 23:02
Çağlar
iki sene önce japonyadan getirttiğim zincir altın olmadığı için soldu kaldı şimdi american apparel’de görünce sevindim. Teşekkürler Yaprak.
Bu arada Japonların moda dünyasında büyük bir itici güce sahip olduğunu düşünüyorum/görüyorum. 80li yıllarda başlayan Japon undergroundu şimdi sanatın, tasarımın, müziğin ve modanın her yanında meyvelerini veriyor bence. Japonların avantajı belki de kendi “öz” Japon kültürünün çok oturmuş olmasındandır. Altyapı sağlam olunca üstüne ne koyarsan oturuyor herhalde… Özellikle hip-hop ve benzeri kültürleri hem benimsiyorlar hem de bir ileri noktaya taşıyorlar. Bu gelinen noktadan sonra tüm dünya Japonların geliştirdikleri o ‘hip’i yakalamaya çalışıyor diye bir teori bile ortaya atılabilir.
ayrıca mickey mouse t-shirtleri de londra vintage dukkanlarında geçence sene 20pound civarına (diğer t-shirtlerin iki katı fiyatına) satılıyordu. daha sonra NY’a gittiğimde tesadüfen vintage treasure adında dev bir depo’nun tam karşısında kalıyordum. adamlar balya balya eski amerikan t-shirtlerini seçip eleyip ingiltereye + dünyanın çeşitli şehirlerine gönderiyorlar. vintage pazarının 3-5 t-shirtten oluşmadını, aksine ne kadar dev bir pazar olduğunu bizzat gördüm. NY’a gidenlere tavsiye ederim. (L train Morgan AVE. istasyonu. 3 sokak yukarıda Thames ile Knickerbocker ave. köşesindedir bu devasa dükkan)
5 Oca 2009 | 13:43
“Londra sokaklarında son durum” adlı yazıya cevap verin.