Kostüm filmi vezir de eder, rezil de.
Kötü kıyafetler izleyicinin dikkatini dağıtır, senaryonun inandırıcılığını azaltır.
İyi seçimler ise hem karakter gelişimine yardımcı olur, hem oyuncuların rolleriyle bütünleşmesine olanak sağlar hem de performansı artırır.
Angelina Jolie de, bu hafta vizyona giren ve en iyi aktris dalında Oscar adayı olduğu The Changeling (Sahtekar) filmindeki rolüyle özdeşleşmesini sağladığını söylüyor.
İMİTASYON KÜRK KULLANILDI
1920’lerin sonu Los Angeles’ında geçen ve bir annenin kaybolan çocuğunu bulmak için verdiği savaşı anlatan Sahtekar’ın gardırobu, dönemin neredeyse tüm kostüm özelliklerini ve detaylarını yansıtıyor.
Zamanın ağırbaşlı kadını, Jolie’nin canlandırdığı Christine Collins karakterinde kürklü mantolar, Bob modeli saçlar, cloche denilen çan şeklindeki şapkalar, düşük belli elbiseler, eldivenler, broşlar ve kıpkırmızı bir rujla hayat buluyor.
Jolie’yi her sahnede şapkalı görüyoruz; dönemin kadınları gibi evden asla şapkasız çıkmıyor.
Çalışan, orta sınıf bir kadın olarak çok kıyafeti yok; aynı kostümü özellikle de manto, şapka ve bluzlerini film boyunca birkaç kez üst üste giydiğine tanık oluyoruz.
Filmde ağırlıklı olarak kullanılan bir başka detay ise, 20’li yıllarda hayli popüler olan kürkler.
O zamanlar (muhtemelen hayvanların nesli bugünkü kadar tükenmediğinden) kürk giymenin ‘zenginlik’ ifadesi veya statü simgesi salımadığının altını çizmek gerek.
Ve tabii Sahtekar’da kullanılan kürklerin hepsinin imitasyon olduğunun da.
TOPUKLULARLA PATEN
Sahtekar’ın kostüm tasarımcısı, filmin yönetmeni Eastwood’un daha önce de birçok kez beraber çalıştığı, Deborah Hopper.
Hopper, gerçek bir olayı anlatan filmin gardırobu için tarihçilerle röportajlar yapmış ve arşivlere dalmış.
Kostümleri vintage mağazalarından temin eden ve bu uğurda bütün Amerika’yı dolaşan Hopper, “Vintage kıyafet bulmak çok zor bir iş.Çünkü eski dönemlere gittikçe kıyafetlerin dayanıklılığı azalıyor. Kumaşlar parçalanıyor,” diyor.
Kıpkırmızı rujunu dudağından eksik etmeyen Jolie’nin patenleri de yeni eğilimlere gebe.
Filmde patenlerini topuklu Mary Jane modeli ayakkabılarla giyen Jolie, “Yüksek topuklarla paten kaymak, kariyerim boyunca yaptığım en komik şeydi” yorumunu yapıyor.
Ve Sahtekar, kostüm dalında Oscar adayı olmasa bile izleyenleri soluğu vintage mağazalarında almaya zorluyor.
Şapkalar moda olacak
1920’li yılların ‘flapper’ stili geçen sezonki etkilerinin ardından ilkbahar-yaz’da da sürüyor.
Ann Demeulemeester, Jil Sander, Alessandro Dell’acqua, John Galliano ve Roberto Cavalli, bu sezona gönderme yapan elbiseler tasarlayanlardan.
D&G’deki ‘clochet’ şapkalar ise, akımın yalnız kıyafetlerle sınırlı kalmayacağının ve kısa saç modasının biraz daha süreceğinin habercisi.
Flapper stilinin moda olduğu bu zamanlarda ortaya çıkan ama filmde görmediğimiz bir detay da sırt dekolteleri.
Jolie’nin geçen gün ters giydiği MaxAzria elbisesini görünce, Changeling’in etkisinden hala kurtulamadığını düşündüm..
Diğer taraftan, filmi izledim.
İyi bir ruh hali içinde olmadıkça seyretmenizi pek tavsiye etmiyorum.
Anne-babalara da sabır diliyorum..
Filmin gerçek bir olaydan yola çıkılarak yapılmış olması, daha da ürkütücü.
İzledikten sonra filmin sitesine girip gazete kupürlerine bakmayı da ihmal etmeyin.









Yorum Yok, Yorum yaz veya Ping yolla
“Oscar adaylığına götüren kostümler” adlı yazıya cevap verin.