Rebecca Bloomwood alışveriş hastalığına yakalanmış, 16 bin dolarlık borç batağından kurtulmaya çalışan, genç bir kadın.
Ama ne çalışmak!
Tutumlu olmaya karar verdiğinde bile gelir-gider hesabı yapacağı defterin hayallerini kuran, iflah olmaz bir alışverişkolik, o.
Üstüne üstlük, ekmeğini de son derece ironik bir biçimde ekonomi muhabirliğinden kazanıyor.
Sophie Kinsella imzalı ve ‘chick lit’in (çıtır edebiyatı) en sevilen örneklerinden Alışverişkolik serisinden beyaz perdeye uyarlanan ‘Confessions of a Shopaholic’ (Bir Alışverişkoliğin İtirafları) bu hafta vizyona girdi.
Filmde alışveriş hastası Bloomwood’u, Avustralyalı oyuncu Isla Fisher canlandırıyor.
Fisher’ın, Borat karakteriyle tanınan Sacha Baron Cohen’in nişanlısı olduğunu eklemek gerek.
Bir Alışverişkoliğin İtirafları filminin aylardır merak ve heyecan içinde beklenmesinin asıl nedeni ise, Patricia Field imzalı kostümler.
Sex&The City’den beri ilk kez kostümlerin bu kadar ön planda olduğu bir film izlemeye hazırlanıyor moda çevreleri.
STİLİ, KİMSEYE BENZEMİYOR
Sex&The City, Devil Wears Prada ve Ugly Betty’nin, Emmy ödüllü kostüm tasarımcısı Field, Becky için bambaşka bir stil tercih etmiş;
“Bütün film boyunca kıyafetlerin öne çıkmasını, ekranda patlamalarını istedim. Yaklaşımım, bu yöne oldu” diyor Field.
Kıyafet seçimindeki ana kıstas, New York’un ilerici moda anlayışını yansıtmak olmuş. Çılgın bir alışverişkolik olan Becky’nin gardırobunu oluştururken dilediği kadar yaratıcı olması istenmiş, Field’den. Bu rahatlık da, Field’in ‘daha önce hiç görülmemiş’ dediği kostümler ortaya çıkarmasını sağlamış.
“Becky çok orijinal bir kadın. Giyim tarzı kimseye benzemiyor” diyen Field, alışverişkoliğin stilini şöyle anlatıyor: “Kendini sürekli bir şeyler satın almaktan alıkoyamayan bu karakterin kıyafetlerinin abartılı ve uçlarda olması şarttı. Becky’nin tarzını çok renkli, cesur, enerjik, güçlü ve eklektik olarak özetleyebilirim. Hem ünlü tasarımcıları, hem vintage parçaları, hem de trendy detayları kullanmaktan kaçınmıyor. Alışverişkolik olduğu için farklılaşmaşa ihtiyacı var. Siyah renkler veya klasik kesimler içinde göremezsiniz onu. Herhangi bir yerden alışveriş yapabilecek kadar da açıkgörüşlü. İlla marka giymek gibi bir takıntısı yok. Kafası, beğendiği şeyi, nereden olursa olsun satın almak üzerine çalışıyor.”
AŞIRI YÜKSEK TOPUKLAR
Kırmızı pantolon üzerine mavi çizgili bluz giyip, siyah beyaz puantiyeli bir ceketle rahatlıkla tamamlayabilen Becky’nin stilinin bir diğer vazgeçilmezi ise, aşırı yüksek topuklu ayakkabıları.
Patricia Field, bu seçimi özellikle yaptığının altını çiziyor: “Çok yüksek topuklularla yürümeye çalışan kadınları şirin ve komik buluyorum. Becky de böyle bir karakter olduğu için, yüksek topuklar ona çok yakıştı.”
Bu arada alışverişkoliğin ayakkabılarının çoğunun Christian Louboutin imzalı olduğunu da belirtelim.
Bluefly.com’da satışta
Film boyunca 25 parça ayrı kıyafet giyen Becky’nin gardırobunda Vivienne Westwood, Zac Posen, Dolce&Gabbana markalar yer alıyor.
Binlerce kıyafet arasından seçilerek yaratılan kostümlerin tamamı, www.bluefly.com adresinde satılıyor.
Filmin kilit kıyafetleri
* Becky’nin Milly markalı montu, filmin ilerleyen bölümlerinde tekrar karşımıza çıkacak, önemli bir ayrıntı
* Yeşil şifon eşarp, filmin kilit parçası. Patricia Field, hem özel hem de cool görünen bir eşarbı nereden bulacağını kara kara düşünürken, aklına Dolce&Gabbana’nın birkaç sezon önce yaptığı model gelmiş. Hemen ikiliyi arayıp eşarbı istemiş.
* Miami’deki konferans sırasında giydiği Vivienne Westwood takım, Isla Fisher’ın da kişisel favorisi.
* Tutumlu biri olmaya karar veren Becky’yi bir balo sahnesinde, eskilerinden bir kıyafet içinde de görüyoruz.
ROLÜ İÇİN BULİMİK ALIŞVERİŞKOLİKLER TANIDI
Isla Fisher’ın alışveriş alışkanlıklarının, canlandırdığı Becky Bloomwood karakteriyle uzaktan yakından alakası yok. “Gerçek hayatta Becky’nin aksine giyimimde son derece tutucuyum ve çok casual giyiniyorum” diyen Fisher, alışveriş yapmaktan da çok fazla hoşlanmadığını itiraf ediyor.
Bu yüzden de rolüne hazırlanmak için alışveriş bağımlılarının toplantılarına katılması gerekmiş; “Alışverişin mahvettiği hayatlar gördüm. Hiç düşünmeden, delicesine kıyafet satın alan ve sonra da hepsini iade eden ‘bulimik alışverişkolikler’ tanıdım”.
Fisher’ın stil idolü ise giyimde risk almaktan çekinmeyen, yeni tasarımcıları keşfetmeye ve denemeye meraklı, Amerika’nın yeni first lady’si Michelle Obama.
Bir de son zamanlarda dikiş-nakışa merak salmış; kendi kıyafetlerini kendi dikmekte kararlı.
Trend alarmı: Harajuku stili
Modayla yakından ilgilenenlerin çok iyi bildiği bir bölgedir, Tokyo’nun Harajuku çevresi aslında. Çılgın ve deneysel Japon gençlerinin hayat tarzları ve stilinden ilham almak isteyen trend avcıları ile modacılar sık sık bu çevreyi kolaçan ederler.
Harajuku tarzı her ne kadar dünya gençlerince bilinse ve bir kesimce uygulansa da (bakınız; Gwen Stefani) Bir Alışverişkoliğin İtirafları, stilin geniş çevrelerce bilinmesini ve uygulanmasını sağlayacak.
“Buradaki renkler çok tutucu olduğu için kıyafetlerin büyük bir bölümünü Japonya’dan aldım” diyen Patricia Field, Becky’nin pembe etekleri, turuncu kürkleri, kırmızı çantaları ve kocaman gold kemerleri için aynı adresi gösteriyor.
Trendy Japon kıyafetlerini vintage parçalarla karıştırmakta, Becky’nin üzerine yok. Çok dikkat eçekn aksesuarları da genelde Japonya menşeeli.












Yorum Yok, Yorum yaz veya Ping yolla
“Bir alışverişkoliğin gardırobu” adlı yazıya cevap verin.