Gareth Pugh’nun (Püu diye okunuyor) moda dünyasında başardığı şeyin bir oyuncu için eşdeğeri, rol aldığı ilk filmle Oscar alması olabilir ancak.
Sektöre yaklaşık üç sene önce adım atan İngiliz tasarımcı, bu yıl modanın en önemli ödüllerden sayılan ve Fransızların verdiği Andam’a layık görüldü.
Böylece üç yıllık Londra Moda Haftası macerası sona eriyor, aynı ‘ağabeyleri’ John Galliano ve Alexander McQueen gibi ‘büyümek’ için Paris’e gidiyordu.
Kadınlar için yaptığı tasarımlar, başından beri ‘avangardkolik’lerin gözbebeğiydi zaten.
Geçen ay ise ilk kez bir erkek koleksiyonu yaptı.
Defileyi izleyenler arasında LVMH şirketinin ‘babaları’ da vardı.
Siz bu satırları okurken, Dior’un erkek markası Dior Homme’un başına geçirilmiş olması da kuvvetle muhtemel.
Bu arada unutmadan söylemeliyim: Gareth Pugh, 27 yaşında!
DEFİLE DEĞİL SANKİ SAVAŞ!
Moda çevreleri Pugh’yu, “Alexander McQueen’den sonra, vizyonu en geniş İngiliz tasarımcı” olarak nitelendiriyor. Kıyafetleri çoğu zaman fütüristik zırhları andırıyor.
Podyuma, tasarımlarını taşıyacak modeller değil de, intergalaktik bir savaş halinde cepheye gidecek savaşçılar yolluyor adeta.
Dikkatli gözler, Beyonce’nin son aylardaki sahne kostümlerinde de (Diva şarkısına çektiği klipte ve MTV ödüllerinde) fütürist bir etki hissetmiş olmalı.
Ünlü şarkıcının geçici bir süre için bile olsa ‘stil ikonu’ olarak adlandırılmasının tek nedeni, Pugh’nun tasarımlarını tercih etmesi.
Şarkıcılar Roisin Murphy,
Marilyn Manson ve Amerikan Vogue’unun yayın yönetmeni Anna Wintour da Pugh hayranlarından.
İlk keşfeden isim ise, son turnesinde hem kendisi hem de dansçılarına Pugh giydiren, Kylie Minogue.
14 YAŞINDA TASARIMCI OLDU
Pugh’nun modaya olan ilgisi, birçok meslektaşı gibi annesinin dikiş makinesini keşfetmesiyle başlamış.
Londra’nın lüks semtlerinde ‘alışverişçilik’ oynadığı günleri, Ulusal Gençlik Tiyatrosu’nda kostüm tasarladığı günler izlemiş.
Pugh o zamanlar 14 yaşındaymış! Daha sonra ‘ünlü modacıların okulu’ Central Saint Martins’e girmiş. Şans yüzüne, mezun olduğu 2003 yılında gülmeye başlamış aslında.
Mezuniyet defilesinde sunduğu koleksiyonu çok beğenen Dazed&Confused ekibi, bir parçayı dergilerine kapak yapmışlar.
Birkaç kolektif defile daha derken, 2006 yılında Londra’da kendi koleksiyonunu sunmuş.
Yeni mezun ‘tıfıl’ modacıdan, Dior Homme’un Hedi Slimane’li günlerini geri getirecek olası kurtarıcısına dönüşmesi sadece 3 yıl sürdü..
Bu çocuk ‘olağanüstü yetenekli’ değil de, ne peki şimdi?
İki yıl öncesine kadar tek bir parça bile satamadı
Pugh, Vivienne Westwood, McQueen ve Galliano gibi modayı bir nevi ‘performans sanatı’ olarak gören zihniyetin parçası.
“Modanın yenilik getirmesi önemli, giyilebilir olmasına gerek yok” diyen fraksiyondan, aynı zamanda da.
En azından bu yıla kadar öyle düşünüyordu.
Paris’e gitmesiyle beraber, tasarımları biraz daha ‘giyilebilir’ olmaya başladı.
Bunda elbet kendisine yatırım yapmayı düşünen moda devlerinin de etkisi var.
İki yıl öncesine kadar tek bir çöp bile satamadığını itiraf eden tasarımcının kendisini destekleyen şirketlere para kazandırmak ve ayakta kalabilmek için giyilebilir tasarımlar yapması şart.
Yine de Pugh’nun ticari kaygılara yenik düştüğü söylenemez.
Tasarımları hala çok cesur; ekonomik krize rağmen risk almaktan çekinmiyor.
Karmaşık tasarımlarının kopyalanması da çok zor.
Yani ‘çakma Pugh’ satın alma ihtimalini aklınızdan çıkarsanız iyi olur.
Bilim kurgu ve kulüp kültüründen etkileniyor
Gareth Pugh, heykelsi silüeleri, abartılı formları, geometrik desenleri ve detaylardaki ustalığıyla biliniyor.
Bilim kurgu ve siberpunk etkilerini neredeyse her koleksiyonunda hissetmeniz mümkün.
‘Modern savaşçıları’nı podyuma hazırlarken mimariden de esinleniyor şüphesiz.
Referansları daha çok kendisiyle ilgili. İçinde büyüdüğü İngiliz kulüp kültürünün yansımaları da sıklıkla hissediliyor.
Lateks makseler
balondan elbiseler, şişirilmiş PVC montlar, mink kafalarından (!) yapılmış ‘mink ceketler’
Pugh’nun sansasyonel tarzının ürünlerinden bazıları.
Takma kirpik ve eyelinerı, kağıttan!
Bu derece avangard kıyafetleri klasik bir makyajla tamamlamayı düşünmüyordunuz herhalde!
Gareth Pugh da öyle yapıyor.
Tasarımcının ilkbahar-yaz koleksiyonunu geometrik, bir orgami makyaj tamamlıyor.
Kıyafetler gibi bir tarafı siyah bir tarafı beyaz kağıtlar göz kapağına kedi gözü etkisi yaratacak şekilde tutturuluyor.
Takma kirpik ve eyeliner etkisi, bu kağıtlarla veriliyor.
Modeller gözlerini kırptıkça da siyah ve beyaz renkler görünüyor.
Postmodern makyaj dedikleri şey, bu olmalı!
Ucuz diye erkek manken kullanıyordu
Bugüne kadar hep kadınlar için tasarlayan Pugh, ilk erkek koleksiyonunu geçen ay sergiledi.
Daha önceki defilelerinde erkek mankenler kullansa da, onlara giydirdiği kıyafetleri aslında kadınlar için yaptığını, erkek mankenlerin daha ucuz olduğu için onları tercih ettiğini söylüyordu.
İlk erkek koleksiyonuyla gotiği geri getiren Pugh, çok beğenildi.
Öyle ki, defileyi izleyenler arasında, Louis Vuitton Moet Hennesey’in sahibi Bernard Arnault’nun kızı Delphine de vardı. Arnault’nun Pugh’nun Dior Homme’un başına geçmesini bizzat istediği konuşuluyor.
Kadınlar, 80’lerden beri ilk kez bu kadar güçlü
Gareth Pugh’nun ilkbahar-yaz koleksiyonu, Hamlet’in boğulan sevgilisi Ophelia’dan ilham alıyor.
Fütürist Ophelia’ların önleri beyaz, arkaları ise siyah. “Aydınlık ve karanlığın savaşı” yorumunu yapıyor Pugh, koleksiyonu için.
Suzy Menkes ise “1980’lerden beri bir tasarımcı ilk kez kadınları böylesine güçlü silüetlere sokuyor. Ve bunu inanılmaz bir el işçiliğiyle yapıyor” diyor.
AW 2009 koleksiyonunu videoyla sergiledi
Pugh’nun sonbahar-kış 2009 koleksiyonunun tanıttığı video’yu mutlaka izlemelisiniz:
























Yorum Yok, Yorum yaz veya Ping yolla
“İntergalaktik savaş halinde giyilecekler:” adlı yazıya cevap verin.