Bugün okuduğum en korkunç haber:
Müftüoğlu diyor ki cevaben; “Hemen danışmanlarımı aradım. Bu yazıyı gönderen benim danışmanım. Ben çünkü Antep’teyim. Seçim çalışmalarındayım. Arkadaşlar bunu yazmış göndermişler”.
Danışmanların ise özürleri kabahatlerinden beter. Müftüoğlu’na şöyle cevap vermişler: “Biz bunu internet sitelerinden alarak indirdik. Yani Necdet Sezer’in sitesine filan girmedik. Nevruzla ilgili açıklama olan sitelere girip yazdık gönderdik.”
Bakar mısınız şu pişkinliğe????
“İnidiriverdik” diyorlar. “Ama Sezer’in sitesine girmedik bile!”
Bunu yapanlar milletvekili ‘danışman’ları olacak bir de.
Müftüoğlu, bunu yapanları işten çıkaracağını söylemiş.
Çok doğru bir karar vermiş.
Bunu yapmayan, yapamayanlar da var.
Plagiarism, hırsızlığın en kötü türü.
Çünkü çalınan şey mal değil, ‘fikri mülkiyet’.
Ürettiğiniz, emek verip yarattığınız şeyi çalanlar, para verip aldığınız şeyi çalan adi hırsızlardan daha büyük cezalar hak ediyor.
Üniversitede yaparsanız okuldan atılıyor, hocaysanız akademik unvanlarınızdan oluyorsunuz.
Ama hayata atılınca, cezalar hafifliyor bir anda.
Üretmeyen, fikri mülkiyet sahibi olmayan kişilerin bunu anlaması mümkün değil.
Çevremizde çok hırsız var böyle.
Mesela meslektaşlarımın yazdıkları yazıları başlıklarıyla bir google’lamalarını istiyorum.
Kimbilir kaç blog’da ve hatta bazen diğer gazetelerde, dergilerde haberlerinin imzasız ve kimi zaman da başka imzalarla kullanıldığını görecekler.
Tabii blog’lardan alıp kendi imzalarıyla copy pasteyapan, gazeteci diyemeyeceğim insanlar da oluyor arada.
Üreticinin alın teriyle, başkaları para kazanıyor.
Reklam sektöründe, müzikte, dergide, gazetede, modada, takı tasarımında…
Fikir hırsızları her yerde.
Ve bizim gibi fikri üretim kısırı ülkelerde ne yazık ki sayıları daha çok, cezaları ise hiç yok.
Üzülerek belirtmeliyim ki, daha ilkokulda internetten ödev yapmaya alışan copy paste’ci Y jenerasyonuyla, bu asalakların sayıları tüm dünyada daha da artacak.
“Allah’a havale etmek”..
Bu ülkede tek çözüm bu sanki.
Fikir hırsızları işe yaramaz, bulundukları mevkileri hak etmeyen veya kazara, şansla oralara gelen kişiler.
Başkalarının ürettiğini çalmazlarsa, var olamazlar.
İşin acıklı tarafı, bunu onlar da çoook iyi biliyor
)
Ve bizim bunu bildiğimizi de!






1 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
İpek Aral Kişioğlu
Çok yerinde bir yazı, ellerinize sağlık. Ben uzun saatlerimi harcayarak, kitaplar arasında araştırma, okuma yaparak yazdığım yazıları onlarca sitede, forumda görüyorum, üzülüyorum. Bu günde kadar sadece bir kişi iznimi alarak bir yazımı kullandı. O bana teşekkür ederken, ben ona iki kat teşekkür ettim, emeğe gösterdiği saygıdan ötürü.
22 Mar 2009 | 10:55
“Ne zaman adam oluruz?” adlı yazıya cevap verin.