Bazı sözcükler zaman zaman moda olur. Kimi zaman anlamı çok iyi bilinmese de herkes cümle içinde kullanmaya gayret eder. İnovasyon, markalaşmak, dizayn (evet tasarım değil, İngilizcesi)… Son yılların en moda kelimesi ise ‘trend’. Gazetelere, internete ve hatta mağaza isimlerine bile bakacak olursanız her şeyde bir trend potansiyeli var. Peki hakikaten nedir ‘trend’? Öncelikle trend bir ‘isim’. Eski İngilizceden yadigâr ve ‘dönmek’ anlamına geliyor. Ekonomistlerin ve istatistik biliminin yıllardır bir eğrinin yönünü anlatmak için kullandığı terim, popüler kültüre taa 1936 yılında mal olmuş. O gün bugündür de zevkler ve stillerdeki değişimi özetlemek için kullanılıyor.
HEM BİLİM HEM DE ENDÜSTRİ
Her şeyin önüne, arkasına kullanılmaya başlanan sözcük, ciddi bir bilim dalı da aynı zamanda. Evet, trendbilim diye bir şey var. Trend sosyologları insanların ‘tarz ve zevklerindeki değişimleri’ bilimsel açıdan inceliyor, raporlara döküyor. Biliminsanları için trend bir markanın veya medyanın yapıştırması değil, olacak bir değişikliğin önceden bildirilmesi; bir şeyin trend olacağına dair ortada çok az veri varken, değişim sürecinin başlayacağını öngörmek. Bizler ‘moda’ veya ‘popüler olan’ yerine kullansak da trend, bilim adamları ve tahminciler için var olan değil; olacak şey anlamına geliyor. Trendlere dair bulgular raporlanıyor, multimilyon dolarlık şirketlere sunuluyor.
Şirketler, servislerini yenilemek, piyasaya yeni ürünler sunmak için hep bu bilgiler ışığında hareket ediyor. Enerji şirketlerinden tutun da moda markalarına kadar artık neredeyse her şirket, trend raporlarından faydalanıyor. Bu iş de kendi içinde ciddi bir sektöre dönüşmüş durumda. Moda markalarının yılda bilmem kaç bin dolar verip karşılığında günlük veya aylık rapor aldığı yayınlar var. WGSN ağı mesela, bunlardan yalnızca biri…
YARATAN BAŞKA, TRENDSETTER BAŞKA
Trendlerin ortaya çıkışı ise sadece bizler değil, sosyologlar açısından da hâlâ gizemini koruyor. ‘Trendsetter’ denen insanların yarattığını az buçuk öğrendik yıllar içinde. 1960′larda türeyen bu sözcük, değişimi tetikleyen insanları özetlemek için kullanılıyor. Ama trendsetter’lar, trend yaratıcılarıyla çok karıştırılıyor. Trend yaratıcıları, trendsetter’ların aksine az sayıda kişiden oluşuyor. Şöyle bir örnek vereyim: Birkaç yıldır dünya gençliğini kasıp kavuran poşuların trendsetter’ları, dünya metropollerinde yaşayan gençler ve bazı ünlüler (Irak’tan dönen ABD’li askerlerin de etkisi olduğunu düşünüyorum). Yaratıcıları ise Ortadoğu halkı.
Veya 90′larda popüler olan ‘Hint kınası’; yaratıcısı Hintli kadınlar. Trendsetter’ları ise Hindistan’a gezmeye giden zengin kadınlar.
Uzun lafın kısası, trendsetter ‘yeni’ olan bir şeyi herkesten önce yapan, kullanan ve diğerlerini de etkileyen insanlara verilen bir isim. Trend sosyoloğu Henrik Vejlgaard’a göre daha çok gençler, sanatçılar, tasarımcılar, ünlüler, zenginler, alt kültürler ve gayler arasından çıkıyorlar. Yaratıcıların aksine büyük bir gruplar ve çok sosyaller. Trendleri yayma kabiliyetleri de buradan geliyor. Beğendikleri şeyi uyguladıktan sonra farklı sosyal çevrelerde bulunuyor, diğerlerini etkiliyorlar. Yalnız Vejlgaard, trendsetter olmak için illa ki genç, paralı veya kariyer sahibi olmak gerekmediğinin altını çiziyor. ‘Meraklı’ ve ‘cesur’ olarak nitelediği bu insanlara her yaş, cinsiyet ve meslek grubunda rastlanabiliyor. Trendsetter’ların içgüdüsel olarak beğenip, aynı anda kullanmaya başladığı şeyler ise genelde trendlere dönüşüyor.
MODA OLUNCA, VAZGEÇERLER
Trendsetter’ları ‘halktan’ ayıran en önemli nokta ise trendlerin yaşam süreci. Çünkü bir şey ‘moda’ olunca, trendsetter’lar için cazibesini yitiriyor. Yine poşu örneğini ele alacak olursak, dört yıl önce trendsetter’ların takmaya başladığı poşular yaklaşık iki yıl önce markalarca keşfedildi ve piyasaya tonlarcası sunulmuştu. ‘Mainstream’e indiğini; ana akım olduğunu gören trendsetter’lar, hemen poşulardan vazgeçmiş, yeni modaların peşinden gitmişti. Poşuları ise sırasıyla trend takipçileri, erken benimseyenler ve ana akım kullandı. Şu anda poşu takan şehirli kişiler ise geç benimseyenler.
Onlardan sonra da zaten en uç nokta var; yenilik karşıtları. Trend sosyologlarına göre de bir şey, ana akıma mal olduğu anda trend olmaktan çıkıyor.
TRENDLERİ YAYAN ŞEHİRLER
Trendler genelde konumları ve yapıları itibarıyla şehirlerden yayılıyor. Vejlgaard’a göre trend yaymaktaki en ehil şehirler Los Angeles, San Francisco, New York, Paris, Londra, Milano ve Tokyo. Şehirlerin trendsetter’lık hacimleri yol kesişiminde olmalarına ve şehre çok fazla uçağın gelip gitmesine de bağlanıyor. Tabii şehirde çok fazla trendsetter yaşıyorsa, trendlerin yayılma ihtimali de artıyor. Bu arada her moda olan şeye de trend demek mümkün değil. Moda da dahil olmak üzere kısa süren, birkaç sezonluk ürün ve servisler ‘fad’ yani heves olarak adlandırılıyor. Bir şeyin trend olduğunu anlamak için üzerinden zaman geçmesi gerekiyor. Bütün dünyayı ve bütün sektörleri etkileyen ekoloji gibi akımlara ise megatrend deniyor.
KOPYALAYAN DEĞİL, İLK YAPANLAR
Trendsetter’lar, açık görüşlü, önyargısız ve yeni stilleri denemeye hazır insanlardan oluşuyor genellikle. Başkalarını görünüş, zevk ve hayat tarzlarına göre yargılayan insanların trendsetter olma ihtimali pek yok. Değişimin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor ve parçası olmaktan mutluluk duyuyorlar. Sürekli yeniliklerin peşinden koşuyor ve denenmemiş şeyleri herkesten önce yapmaktan çekinmiyorlar. Bu bağlamda “Kimdir trendsetter?” diyecek olursak, minimalizm akımının başlamasına katkıda bulunan modacı Miuccia Prada’yı,
İskandinav ürün tasarımcılarını, Vogue’un yayın yönetmeni Anna Wintour’u, punk akımının öncülerinden Vivienne Westwood ve Patti Smith’i, Madonna’yı, David Beckham’ı, önce Wallpaper ardından da Monocle dergileriyle yayıncılığa yepyeni bir soluk getiren Tyler Brule’yi sayabiliriz. Elbet bu kadarla sınırlı değil trendsetter’lar. Ama aşağı yukarı bir fikir oluşsun diye akla ilk gelenleri sıraladım. Trendsetter bile sayılmayan yabancı bir ünlünün yaptığını kopyalayan bizim ünlüler veya sokaktaki gençler de trendsetter değil, işte bu yüzden. Doğru kelime ne yazık ki, özenti olmalı.






2 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
seda
okuduğum en güzel yazılardan biri.
17 Tem 2009 | 01:53
seda
hem somut hem düşünsel boyutta anlatmışsın, derlemişsin, ellerine ve algına sağlık:)
17 Tem 2009 | 02:03
“Kim bu trendsetter’lar?” adlı yazıya cevap verin.