“Tek dilli ve tek kültürlü bir ülke hem güçsüz, hem de fakirdir. Bu yüzden ülkene yeni gelenlere değer vermeni ve onlara iyi davranmanı emrediyorum!”
Macaristan’ın kurucusu Kral Istvan, oğlu Emeric’e bıraktığı ‘iyi liderlik kılavuzu’nda böyle buyurmuş.
Bundan yaklaşık 1000 yıl kadar önce…
Geçen hafta (20 Ağustos’ta) 1009. yaşını kutlayan ülke, Istvan’ın vasiyetini en azından festivalleriyle yerine getiriyor.
Macaristan salamıyla, şarabıyla ve Osmanlı’dan kalma hamamlarıyla olduğu kadar festivalleriyle de ünlü bir ülke. Özellikle yaz aylarında her şehirde, aynı anda onlarca farklı etkinlik oluyor.
Avrupa’nın dört bir yanından gençlerin yakından takip ettiği çok kültürlü festival ise, başkent Budapeşte’de yapılan ve her yıl yaklaşık 500 bin kişinin katıldığı, Sziget.
Sziget, Budapeşte’nin ortasından geçen ve şehri Buda ile Peşte olarak ikiye ayıran Tuna Nehri’nin üzerindeki Obudai Adası’nda gerçekleşiyor.

Sziget de zaten, Macar dilinde ‘ada’ anlamına geliyor. Festival, Avrupa’nın en büyüklerinden biri sayılıyor.
Sadece koca bir adaya yayılan alan veya katılımcı sayısı değil Sziget’i devasa kılan.
Sziget’e Avrupa’nın Woodstock’ı denmesinin bir nedeni de 60 farklı sahne ve bu sahnelerde 5 gün boyunca gerçekleşen 1000’in üzerindeki konser.
Istvan’ın vasiyeti de tam noktada yerine getiriliyor.
Çünkü 60 kadar sahnenin her birinde farklı bir kültür, farklı bir renk var.
‘En baba’ sanatçı ve grupların çıktığı ana sahne zaten başlı başına bir festival gibi.

Lily Allen, ilk gecenin headliner’ıydı.
Bu seneki festivelin diğer isimlerine buradan bakabilirsiniz. Ama diğer yanda bir Roma Sahnesi var; Roman şarkıları çalınıyor.
Bir diğer sahnede reggae ile coşuluyor.
Katalan Bahçesi’nden çıkarken yandaki sahneden tasavvuf müziği duyuluyor.
Caz sahnesi kesmezse, dinlenmek için akordeon çalınan çadıra geçip elinize kitabınızı alıp yastıklara yayılıyorsunuz.
Bu arada heavy metal sahnesine doğru yürürken yolda Macar Halk Dansları grubuna rastlayıp mini bir şov izlemeniz olası.
TÜRKİYE’DEN SADECE SEMAZENLER VE FUCHS İLE SUBSKY
‘Kültür mozaiği’ bunlarla da bitmiyor.
Macar şehri Pecs’in 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmasından dolayı, özel bir sahne daha kurulmuş.
Biz İstanbul etkinliklerinden hala bihaberken adamlar bütün kültür başkentlerini kucaklayan bir program hazırlamış bile.
Beş gün boyunca hem Pecs, hem Essen hem de İstanbul’u içeren etkinliklerin bizi ilgilendiren tarafı, sema gösterisiydi.
Zaten koca festivalde Türkiye’yi temsil eden bir semazenler, bir de DJ sahnesinde çalan Fuchs ile Subsky vardı.
Sziget sadece müzikseverleri kucaklayan bir festival de değil.
Tiyatrolar, dans şovları, oyunlar, müzeler, sanat galerileri; hepsi yerini almış.
İnsanlar ‘edepli’ içki içiyor.
İngiliz festivallerinde rastlanan azıtık tipler yok burada.
O yüzden de zaten bir sürü müzksever bebeğini, çocuğunu kapıp geliyor.
Tuvaletler, bizim alışık olduğumuz (!) tuvaletlere benzemiyor.
Beş günün sonunda bile tertemizler; tuvalet kağıdı bitmiyor, koku zaten hiç olmamış!
İçki ve yemek kuyrukları çileden çıkarmıyor.
Bütün sahnelerde engelli girişi var.
Bırakın asfaltı; hava sıcaklığı 30’u geçtiği anda çimler sulanmaya başlıyor.
Etrafta çamur yok, bir Hollanda televizyonunun şaşırdığı gibi, toz bile yok!
Üstüne üstlük öyle ucuz ki!
Bir yandan sanatçıları, diğer yandan insanları izlerken gün bitiyor zaten.
Bu kadar güzel kız
bir araya toplanmasına, herkesin çok yardımsever ve güleryüzlü olmasına,
Pendulum’un vokalistinin cep telefonu da dahil olmak üzere kaybolan birçok şeyin bulunmasına şaşırarak ayrılıyoruz festivalden.
Evet hala iyi insanlar var dünyada. Ve ağustos aylarında, belli ki Sziget’te toplanıyorlar.
Sziget’e katılmak veya detaylı bilgi almak için festivalin Türkiye’deki tek yetkili tur acentası Sziget Türkiye (www.szigetturkiye.com) ile irtibata geçmelisiniz.
ÖNEMLİ DÜZELTME:
Kaan Sezyum’dan gelen “güzel kız fotosu az kullanılmış” eleştirisi üzerine, Subsky tarafından çekilen bu kareyi de sizlerle paylaşmayı borç bildim…














2 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
seda
allahın mayfest’inde bile tuvaletler felçtir ülkemde, şaşırdım! sevindim!
26 Ağu 2009 | 08:19
yener
baktıkça gıpta ediyorum gıpta iyi bişey degil ama bizim festivallere bakınca imreniyosun abi organizasyon cok kötü zeytinli 2008 bilenler yada 2006 rockncoke bilenler bilir nasıl doga şartlarına maruz kalındıgını sıçmaya yer yok gene 2009 rockncoke güzeldi duş alabildik
12 Oca 2010 | 16:00
“İyi insanlar ağustosta Sziget’e” adlı yazıya cevap verin.