Ey ‘bir kısım’ Türk oyuncusu! Belli ki yegâne derdin bu. Tavsiyem, at gözlüklerini bir an önce çıkarman. İddia ettiğin gibi dünyaya açılmak istiyorsan tabii…

Yıl 2009.
Ve bırakın dünyayı, ülkenin bile başka derdi yokmuş gibi oturduk, öpüşmeyi tartışıyoruz: Araya yastık konulmalı mıymış, beyazperdedeki cinselliğin sınırı ne olmalıymış…
Kadınlar için Türkan Şoray’ın Nuh’u nebiden kalma kuralları gibi bir derdimiz var bir tarafta.
Erkekler için ise varsa yoksa gay rolü ‘oynamak ya da oynamamak’.
Şöyle bir bakın internete.
Magazincilerin “Evlilik yakın mı?”dan sonra favori sorusu olan “Gay rolü oynar mısınız”a cevap vermemiş Türk oyuncu zor bulursunuz.
Soran memnun; yanıtlayan memnun; cevap ne olursa olsun, direkt manşettir ne de olsa.

gay-rol�/a><br /><span style=
Hem kadın hem erkek, “Oynarım,” diyenlere ve sahiden oynayanlara lafım yok.

Kasıla kasıla “Zinhar!” diyenler, benim derdim.
Homofobiklikleriyle gurur duyan bu maçoların borusu anca burada ötüyor çünkü.
Taş fırın erkeği kanunları Kapıkule’den sonra geçersiz sayılıyor.
İsterseniz gidin Los Angeles’ta ‘oyunculuk dersleri alın’, isterseniz düşük bütçeli Hollywood yapımlarında görünün. Uzun vadede, amiyane tabirle, sizden ‘cacık olmuyor’.

OSCARLARIN DÖRTTE BİRİ, GAY ROLLERİNE

Bu kariyer öngörülerini yaparken öyle bol keseden atıp tuttuğumu zannetmeyin.
En büyük hayaliniz olan Oscar trendleri de bunu gösteriyor.
Oscar Akademisi, homoseksüellik kavramıyla gün geçtikçe daha çok barışıyor.
Kovboyların gay aşkını konu alan Brokeback Mountain’a verilmeyen ödülü saymazsak eğer, son 10 yıl Hollywood’un gay’leri kucakladığı dönem olarak tarihe geçecek büyük ihtimalle.
Indie Wire sitesi, 2000′den beri en iyi oyuncu Oscarlarının dörtte birinin gay rollerine gittiğini yazıyor.
Boys Don’t Cry’daki rolüyle Hillary Swank, The Hours ile Nicole Kidman, Monster ile Charlize Theron,

Monster
Monster
Capote ile Philip Seymour Hoffman ve geçen yıl da Milk’deki rolüyle Sean Penn.
harvey-milk
Milk

Bu yıl için de Venedik Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü alan ve aşk acısı çeken, intihara eğilimli bir eşcinseli canlandırdığı performansıyla Colin Firth konuşuluyor.

a-silent-man
A Single Man

Evet, aynı Colin Firth’den bahsediyoruz; romantik komedilerin vazgeçilmez ismi, Bridget Jones’un sevgilisi…

Dahası, gay rollerine ödül getiren bundan önceki filmlerin aksine, Firth’ün oynadığı A Single Man‘in yönetmeni de eşcinsel bu sefer.

a-silent-man
A Single Man

Ve o da çok iyi bildiğimiz bir isim; yaratıcılığının boyutlarını bu kez de beyazperdede denemeye karar veren moda tasarımcısı, Tom Ford.

tom-ford-colin-firth
Colin Firth ve belki de sayesinde Oscar alacağı yönetmeni, moda tasarımcısı Tom Ford

Yılın diğer konuşulan iki filmi; Nine ve Precious: Based on the novel Push by Sapphire‘ın ana karakterleri de gay. Üstüne üstlük, Precious’ın yönetmeni Lee Daniels da.

precious-based-on-the-novel-push-by-sapphire

Sizlere işinizi öğretmek değil amacım. Ama ben, oyunculuğu ticaretten çok sanat olarak görüyorum.
Ve sınırları olan, kuralları yazılan bir şeyi de sanattan sayamıyorum.
Magazine ihtiyaç duyanlar ve duymayanlar da bu noktada mı birbirinden ayrılıyor acaba?

9 Kas 2009 | 23:48.
Kategoriler: Popüler Kültür, Sanat.

Yorum Yok, Yorum yaz veya Ping yolla

“Eşcinseli oynamak ya da oynamamak” adlı yazıya cevap verin.