Hem de öyle minik bir butik falan değil; Maçka’da (Abdi İpekçi’nin başında) koskocaman bir mağaza açıyor ünlü Fransız markası.
Peki bu ne demek oluyor?
Ekonomi adına iyi bir mesajı olduğu kesin.
Bir sürü mağaza kapanır, koskoca Versace bile Japonya’dan çekilirken Hermes’in gelişi moralleri yükseltecektir. Amerikalı ekonomistler resesyonun sonuna gelindiğini açıkladılar geçen günlerde.
Bu nedenle Hermes’in Türkiye’ye giriş zamanlamasını hayra yoruyorum.
Diğer taraftan kesin olan bir şey daha var ki, o da ikoncan savaşlarının kızışacağı.
Markanın en ünlü çanta modeli Birkin’lerden alma rekabeti, magazin basınına iyi malzeme çıkaracak.
Aile bütçelerine ise pek faydası olmayacak; gider hanesi hayli kabaracak. İkoncan kocası olmanın dayanılmaz ‘cüzdan hafifliği’ bir süre daha artarak devam edecek.
İkoncan kocalarıyla beraber ‘çakma’ düşkünleri de pamuk elleri cebe sokmaya hazırlanıyor.
Herkes Victoria Beckham değil tabii; her Türk ikoncanının 100 tane farklı Birkin alacak hali yok.
5′ten fazla Birkin’i olana, yüzüne söylenmese de ‘çakmacı’ gözüyle bakılıyor.
Hani 3 tanesi gerçek oluyor belki ama diğer ikisi, nasıl olsa arada kaynar diye Kapalıçarşı’dan alınıyor.
Hermes’in açılışı, ‘yakalanma’ riskini yükseltecektir.
Birkin görgüsü ve bilgisi arttıkça, çakmaların pabucu da yavaştan dama atılacaktır.
En azından ben öyle umuyorum. Ve sayın Bülent Ersoy, size de söylüyorum..
HERMES DEĞİL, ERMES DİYE OKUNUYOR!
Hermes’in gelişiyle beraber doğru bilinen bir yanlışı daha düzeltmek gerekiyor. O da, markanın söylenişi.
Evet, cânım Türkçemizde sözcükleri yazıldığı gibi okuyoruz ama 6 bin dolar verdiniz diye çantanın markasını dilediğiniz gibi söyleyemezsiniz.
Söyleyin isterseniz ama ikoncan rakipleriniz size gülerse, karışmam!
O yüzden Hermes’i kelime dağırcığımıza ‘ERMES’ olarak sokuyor ve bir daha da çıkarmıyoruz.
‘Ermes’, Fransa’nın en köklü markalarından biri. Köklü derken, öyle 50-60 falan değil, tam 172 yıldan bahsediyorum.
Bugün lüks denince akla gelen ilk markalardan biri olan Hermes, 1837 yılında Thierry Hermes tarafından koşum takımları ve eyer imal atölyesi olarak kurulmuş.
Logosundaki at arabasının nedeni de bu zaten.
Zaman içinde önce çanta üretimine geçmiş, ardından giyim, hazır giyim, parfüm, saat, mücevher derken bugün helikopter bile yapıyor Hermes.Tarihteki sadık müşterileri arasında John F. Kennedy, Ingrid Bergman, Humphrey Bogart, Grace Kelly falan sayılıyor. Paris’e her gidene mutlaka ziyaret edilmesi tembihlenen Saint Honore’deki mağazası, Andy Warhol ve fabrikasındaki çocukların uğrak mekanı olarak biliniyor.
SON KRİZDE BİLE SATIŞLARINI YÜKSELTTİ
Hermes’in hazır giyim kolesiyonunun 2004 yılından beri Jean Paul Gaultier hazırlasa da, markanın favori ürünleri, aksesuarları.
Kriz boyunca en ucuzcu marka bile zarar üzerine zarar açıklarken Hermes’in satışlarını yüzde 10′dan fazla artırdı. Bunun en önemli nedeni Hermes’in diğer lüks markaların aksine ulaşılabilir olmaya çalışmaması ve kısa vadeli kazanç için 6 jenerasyonda yaratılan ‘gerçek lüks’ imajını yıkmaması.
Ama 20 yıl içinde, usta sayısının 300′den 20 bine çıkartılmasının nedeni, çantalara olan aşırı talep.
Vogue dergisi, 1974 yılında Hermes’i “Ürün satın alınan değil, yatırım yapılan butik. Çantaları 40 yıl kullanılıyor” diye tanıtmış.
En ünlü çantaları Kelly ve yukarda da bahsettiğim üzere Birkin.
Kelly, doğru tahmin ettiniz; adını Grace Kelly’den alıyor.
Kelly’nin yanından ayırmadığı çanta zaman içinde Kelly olarak anılmaya başlanıyor.
Birkin’i ise ünlü Fransız şarkıcı ve oyuncu Jane Birkin, markanın sahibiyle tasarlamış zamanında.
Derdi, Kelly’yi çok da kullanışlı bulmamasıymış.
Katie Holmes, Birkin’in dev bir modelini taşıyor.
Bu arada 6 bin dolardan başlıyıp 100 bin dolara kadar çıkan Birkin çantalara yakın zamana kadar parayı bastırıp sahip olamıyordunuz.3 yıla kadar olduğu iddia edilen bekleme listelerini, Hermes mağazalarından Birkin alma ve internette satma maceralarını anlatan kitabıyla, Michael Tonello bitirdi.
Çünkü Tonello, doğru giyim ve davranışlarla her girdiği Hermes’ten Birkin satın alabiliyordu.
Bütün ilgiyi çantalara verirken, eşarpları da atlamamak lazım.
Hermes’in eşarpları da ikoniktir.
Bunu Temel İçgüdü’deki yatak sahnesinden de, Mad Men dizisindeki transfer rüşvetinden de anlayabilirsiniz.
Yılda iki koleksiyon olarak çıkan eşarpların bazen özel koleksiyonları da piyasaya verilir.
Ciddi koleksiyonerleri olan Hermes eşarplarının hayranları arasında Kraliçe Elizabeth, Grace Kelly ve Audrey Hepburn sayılıyor.Hermes’in ‘giyilebilir sanat’ olarak da adlandırılan ipek eşarplarını konu alan bir kitap da, geçen hafta piyasaya çıktı. 1937’deki ilk örnekten baylanarak öne çıkan tasarımların yer aldığı kitabın adı The Hermès Scarf: History & Mystique.
Birkin alıp satma macerası şimdi de filme çekiliyor
Hermes denince, 130′dan fazla Birkin çanta satın alan ve bu macerasını ‘Bringing Home The Birkin’ adlı kitaba döken Michael Tonello’dan daha bilgili bir kişi gelmiyor aklıma.

Michael Tonello Kitabının çıktığı ilk hafta röportaj yaptığımız Tonello’ya, Hermes’in Türkiye’ye gelişini sordum, şu yanıtları aldım:
* Hermes’in İstanbul’a geliyor olması, Türkiye hakkında çok şey söylüyor. Çünkü Hermes çok paranın ve eğitimli müşterilerin olduğu yerlere mağaza açar.
* Sadece çantalar değil, Hermes’in deri ürünlerinin hepsi çok güzeldir. Hepsi en iyi deriler seçilerek elle yapılır, detaylara çok dikkat edilerek elle dikilir.
* Hermes’in en popüler ürünleri Birkin ve Kelly çantaları, Chaine d’Ancre kolyesi; ipek eşarpları ve kemerleridir.
* Lüks markalar için zor bir dönemden geçiyoruz. Ama Hermes fazla üretim yapmamayı seçerek ama Birkin üretimini artırarak bu zamanı yara almadan atlattı.
* Kitap yayınlandıktan sonra Hermes’ten kimse benimle kontağa geçmedi. Ama Beverly Hills mağazası çalışanları beni tanıdı ve kitabı okuyup çok sevdiklerini söylediler.
* Dünyanın dört bir yanından insanlar hala bana yazıp Birkin maceralarını anlatıyor, bazıları taktik istiyor.
* Kitabım birçok dile çevrildi. Ayrıca yakında filme çekilecek; şu anda senaryosu yazılıyor!
* Şu aralar bir çocuk kitabı yazıyor ve Barcelona’da yaşamla ilgili bir blog tutuyorum. (www.barcelonanative.com)
Paris mağazasını İznik çinileri süslüyor
Hermes Türkiye’ye geledursun, Türkiye’de Hermes’e bir iade-i ziyaret gerçekleştirdi bu hafta.

Fotoğraf: Filiz Yolalan
Markanın Paris; Faubourg St.Honoré mağazasının noel vitrini, İznik çinileriyle yapıldı.
İznik Vakfı’nın dört ayda ve 50-60 kişilik bir ekiple yaptığı vitrin, mart ayına kadar kalacak.
Geleneksel İznik panolarından oluşan vitrinde canlı renkler göze çarpıyor.

Fotoğraf: Filiz Yolalan
İznik çinileri turuncu barındırmadığı halde, Hermes’in turuncusu da ağırlıklı olarak kullanılmış.
Ancak bu etkinlik, Türk Mevsimi dahilinde değil. İznik Vakfı yetkilileri, Hermes tasarımcılarının İznik desenlerini çok beğendiğini ve uzun zamandır işbirliği yapmak istediklerini söylüyor.
Hermes’in şu anda mağazalarda bulunan sonbahar-kış hazır giyim koleksiyonuna, havacı trendinin hakim olduğunu görünce şaşırmayın.
Sebebi, ya da ilham kaynağı demeliyim belki de; yakında Türkiye’de de vizyona girecek olan dünyanın ilk kadın pilotu Amelia Earhart.Geçtiğimiz şubatta düzenlediği defileyle havacı trendini iyiden iyiye oturtan Hermes’in bu temasının ardından birçok tasarımcı ve marka da havacı trendine yöneldi.
Hermes’in ilkbahar-yaz koleksiyonu ise, aynı Lacoste gibi tennis kıyafetlerini sokağa indirecek.
Bu arada Hermes, raketleri için çok özel çantalar arayanları da ihmal etmedi.
Son derece minimalist ve sade çizgilere sahip olan çantanın derisi de oldukça yumuşak.






2 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
Alper
Türkiye’ye gelişi hayır mı şer mi bilemem ama “Bana lükslerimi verin, gereksinimler olmadan da yaşarım.” sözüne bir daha hak verdiğimi belirtmek isterim.Japonya’da bile Versace mağaza kapatıyorsa cidden bir sorun var demektir.Ama Türkiye’ye Hermes’in gelmesine gerçekten bir anlam veremedim.
3 Ara 2009 | 19:39
Fulya
Hermes’i Türkiye’ye hangi firma getirdi?
17 May 2010 | 12:17
“Artık bizim de Hermes’imiz var” adlı yazıya cevap verin.