Hakan Yıldırım’ı saymazsak, Londra Moda Haftası’nda görmek için sabırsızlandığım defilelerin başında geliyordu Erdem.
Sadece dünya moda çevrelerince bilinen, önemsenen birkaç Türk modacıdan biri olduğu için değil; çizgisini de beğendiğim, yakından takip ettiğim için…
Erdem Moralıoğlu, Türk bir baba ve İngiliz bir annenin çocuğu.
Çocukluğu ve gençliği ise moda eğitimini aldığı Kanada’da geçmiş.
2000 yılında Londra’ya taşınan Moralıoğlu bir süre Vivienne Westwood’da staj yaptıktan sonra mastırını Royal College of Art’ta tamamlamış.
Ardından da bir süre Diane von Furstenberg’de çalışmış.
Kendi markasını kurması (2004), koleksiyonlarını Londra Moda Haftası’nda sergilemeye başlaması ve moda dünyasının biriciği haline gelmesi ise çok kısa bir sürede gerçekleşti.
Erdem markalı kıyafetler hem Hollywood yıldızlarının hem de devlet erkanının vazgeçilmezlerinden.
İngiliz First Lady’si Sarah Brown gibi
Muhafazakar Parti liderinin karısı Samantha Cameron da sık sık Erdem’liyle arzı endam edenlerden.
Hatta bu moda tercihleri İngliz basınına “Erdem savaşları”, “Erdem kadınları” olarak yansıyor.
Erdem, İngiliz modasının yükselen yıldızı olarak görülüp devlet nezdinde benimsense de, etki alanı okyanusun öbür ucundaki First Lady’ye kadar ulaşıyor.
Amerikalı tasarımcıları tercih etmesiyle ünlü Michelle Obama da Erdem’in çiçek desenlerine kayıtsız kalamayanlardan.
DEFİLEDE İÇ GEÇİRENLER OLDU
Erdem’in defilesine biraz erken gittim.
Şovun yapılacağı Senate House’a vardığımda Moralıoğlu salonda, son kontrolleri yapıyordu.
Hepsi Erdem kıyafeti içindeki çalışanlar oradan oraya koşturuyor, oturma düzeninde bir aksilik çıkmaması için isimleri gözden geçiriyordu.
Moralıoğlu modellerle beraber iki katlı salonda birkaç prova daha yaptıktan sonra gözden kayboldu.
Salon hızla doldu ve meraklı bakışların arasında defile başladı.
İlk dikkatimi çeken, Erdem’in ‘şirin’ kadınının yerini kasvetli bir görünüme bırakmış olduğuydu.
Biraz da okullu kızlara.
İmzası haline gelen floral desenlerinden eser yoktu.
Çiçeklerin yerini kelebekler, kuşlar ve soyut desenler almıştı.
Moralıoğlu dantelden sakınmamış ama renk paletini kahverengilere, grilere, koyu sarılara, bakırlara bırakmıştı.
Defile deri pardesülere,
pelerinlere, uzun elbiselere
ve dantele karışan kumaşlara
Daha sonra beni kulise davet etti
ve koleksiyonunu, First Lady’nin Erdem hayranlığını anlattı.

Ben ve Erdem. Gözlüklerimiz benzediği için fotoğraf çekilirken “kardeş gibi görüneceğiz” dedi, Erdem.
- Alışık olduklarımızdan çok farklı bir koleksiyon gördük. Esin kaynağınız neydi?
- Ergenlik yıllarımın Kanadası’ndan etkilendim. İkiz kızkardeşim Sara’nın arkadaşları; genç kızlar; mini etekli, seksi ama genç kız öğrenciler vardı gözümün önünde.
Kıyafetlerin alabildiğine genç hissedilmesini istedim.
Kanada’nın soğuğu koleksiyonun tasarım aşamasında etkili oldu tabii. O coğrafyarda yaşayan genç kızların soğukla mücadelesi…
Bir de Sara Grönland’da bir belgesel çekiyor ve oradan bana fotoğraflar yolluyordu. Bu kareler; Kuzey’in gökleri, kuşları çok ilham verdi.
BU SEZON ÇİÇEKLER YASAKLI!
- Koleksiyonda dış giyime ağırlık vermenizin nedeni de bu mu?
- Evet. Çünkü o hava koşullarında yaşam mücadelesi önemli. Kozaya dönüyorsunuz. Koleksiyondaki birçok parça ısınmaya yönelik. O yüzden de hem dış giyim, hem de örgüler çok baskın.
- Etekler, elbiseler yerleri sürüpüyor. Boyları, bu kızları ısıtmak için mi uzattınız?
- Birkaç sezondur etek boyları çok kısalmıştı. Bu sezon artık biraz uzamalarını istedim.
- Defile davetiyenizin üzerinde annenizin resmi var. Neden bu fotoğrafı seçtiniz?
- Bu fotoğrafı 1972 yılında Montreal’de, babam çekmiş. Sevdiğim bir fotoğraf. Bir de koleksiyonun ruhunu; sonbaharı çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Kullandığım renkleri görebiliyorum.
- Erdem kadını nasıl biri?
- Erdem kadını geçtiğimiz yıl Japonya’daydı. Bu yıl ise dağda ısınmaya çalışıyor! Biraz içie kapanık ama melankolik değil.
- Bu sezon imzanız olan çiçeklere veda ettiğinizi de görüyorum..
- Çiçekler yasaklı bu sezon! Şaka bir yana ama zaten dağda çiçek yetişmez ki! Onun yerine kelebeklere, kuşlara, yapraklara yer verdim.
FIRST LADY SADECE ÜÇ ELBİSE SATIN ALDI
- Sarah Brown ve moda denince akla ilk sizin isminiz geliyor. First Lady’nin sürekli sizin kıyafetlerinizi giymesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Çok güzel bir şey. Ama aslında sanıldığı kadar çok giymiyor. Şimdiye kadar sadece bir kez geldi ve sadece üç tane elbise satın aldı.
- Bu sezon Londra Moda Haftası’na bir Türk daha katıldı. Hakan Yıldırım’ın defilesini izleyebildiniz mi?
- Göremedim ne yazık ki. Ama halkla ilişkiler şirketlerimiz aynı. Onlar anlattılar bana. Çok güzel şeyler duyuyorum. Çok sevindim.
Erdem’in botları, Nicholas Kirkwood’dan
Erdem Moralıoğlu’nun defilesinde kıyafetler kadar ilgi gören diğer parçalar ise, botlardı.
Trekking botlarını andıran topuklu modeller, ünlü ayakkabı tasaımcısı Nicholas Kirkwood imzalıydı.
Kirkwood, bağcıklı botları tasarlarken Erdem estetiğinden ödün vermemiş belli ki.
Herkesin favorisi suluboya desenli model oldu.
Bordo, siyah ve teal mavisi modelleri de bulunacak.
Gelecek kışın hit bot modelleri olarak bir kenara not edebilirsiniz.
Ünlü isimlerin favorisi
2007 ve 2008 yıllarında İngiliz Moda Konseyi’nin özel ödüllerini kazanan Erdem’in koleksiyonları dünya çapında aralarında Barney’s New York, Saks Fifth Avenue, Neiman Marcus, Dover St. Market gibi mağazaların da bulunduğu 50 noktada satılıyor. Kiera Knightly, Sienna Miller, Chloe Sevigny, ve Claudia Schiffer’ın favori markalarından Erdem, Türkiye’de ise sadece V2K Designers mağazalarında bulunuyor.
Bu arada bendeki tek Erdem (Filabi sağolsun,) şimdilik bu:
Ve kendisini bir an olsun yanımdan ayırmıyorum…


























3 Yorum
Yorum yap veya Ping yolla
Fashion Hunter
Erdem’in tarzını çok beğeniyorum, biraz hüzünlü ama güçlü bir kadın imajı var bu koleksiyonda.
Röportajı da çok severek okudum
13 Mar 2010 | 12:55
Metin
Oldum olalı Londra Moda Haftası’nı başka hiç bir moda haftasına değişmem. Londra’nın kendisi gibi, daha taze fikirli, kaynayan, ayakları yere basan, akıllı delidir. Tasarımcıların yaratıcılıklarını gösterebilecekleri başka hala bir Moda Haftası yok. Üstelik Paris gibi gereksiz yere totosu havaya kalkmamış, Milano gibi karanlık, New York gibi ‘Predictable’ değildir çünkü. Londra’da son 5-6 yıldır da yavaş ama emin adımlarla parlayan tek yıldız da Erdem. Röpörtajda çok tadında. Ne kadar kısa ve ne kadar doyurucu. Tnx Yaprak..
14 Mar 2010 | 23:57
Yaprak Aras Şahinbaş
sağol metin; kulis roportajlarını bilirsin… to the point ve kısa olmalı…
15 Mar 2010 | 00:29
“Erdem’i kuliste yakaladım” adlı yazıya cevap verin.